Kayıtlar

Ekim, 2023 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Hakkâri’de Bir Mevsim üzerine

  Hakkâri’de Bir Mevsim üzerine   Çalışmam ete kemiğe büründüğünde, ‘bu kitabı, dosyayı tamamladığımda okumalıyım,’ diye bir totem oluştu içimde. Güya rakip mi alıyordum kendime, yoksa nazire olacağından benzemesini mi istemiyordum, etkileyeceğini mi düşünüyordum, bilemiyorum. Yazılarımdan kime bahsettiysem, tabii ki buna atıfla, okuyup okumadığımı soruyordu. Onlara şık bir cevap verebilmek için de ertelemiş olabilirim. Ama neticede, nihayetinde, kaçarım yok; okumuş, yorumlamış ve aktarmış bulundum.   İlk baskısı 1977’de [1]   yapılan r oman,  Hak(kâri)  iline nasıl ve  ne  zaman geldiğinin farkında bile olmayan, kendini sürgün ya da kazazede olarak tanımlayan isimsiz öğretmenin ( O ) bir  kış mevsiminde, 13 hane ve 114 kişiden oluşan, yörenin en yüksek köyü Pir(kanıs) ve halkını anla(t)ma hikâyesidir. Çorak ve dayanılmaz iklimiyle cedelleşen bölgenin ne yolu vardır ne suyu; yarlar arasından akan ve yaza doğru da...

Asê üzerine

Asê üzerine   “Oğlumu 4,5 yaşında kaybettim. Böbrek hastasıydı. Onun tedavisi için 5 yıl Ankara’da yaşadık. Eşim böbreğini verdi. Böbreği iyi oldu ama biz hastane enfeksiyonundan kaybettik çocuğumuzu. Umutlarla gittiğimiz Ankara’dan buraya cenaze aracıyla döndük. Asê’nin acısını kitapta bu kadar derin anlatmanın en büyük sebebi oğlumu kaybetmiş olmam. Şimdi bir oğlum bir de kızım var. İnsanlar kederlerini azaltmak için tatile, kurslara giderler, resim yaparlar. Ben yazmayı seçtim. Bana o iyi geldi.”   Hakkâri’ye gittiğimde haberim oldu kendisinden. Memo Kırtasiyeyi kapatıp kuyumcuda kalfalık yapmaya başlayan Nusret bahsetti Zennure Erik ve kitabı Asê ’den. Telefon numarasını edindim, geldiğimde aradım, görüştük. Evine temizliğe gelen kadından (Asê’nin kızı) dinlemiş; derdi içine oturunca, o da bütün kadınların yükünü omuzladığından oturup başlamış yazmaya. Daha önce kendince hikâyeler kaleme almış ama bu ebatta yazarlık tecrübesi olmamasına rağmen, içini dolduran çelişkiler, ...