Seni seçtim makine!
Seni seçtim makine! zahidergun@hotmail.com Sonsuzluk ve Bir Gün-Eternity and a Day (Theodoros Angelopulos, 1998) filminde belediye otobüsünün arka makam koltuğunda oturan biletçi muavin, küçük bir mikrofon marifetiyle yapıyor anonsları. Ne var bunda? Hiç. İşi ilginç kılan, küçücük bir otobüste bunu yapıyor olması. Bizde ise ‘inecek var mı, ilerleyelim beyler, ücret ödemeyen, para üstü almayan var mı’ gibi anonslar malûm olduğu üzere bağırarak, çıplak sesle yapılır. Demek Yunanistan’la bile aynı değiliz bu konularda. Batılı makineyi konuşturur, biz kendimiz konuşmayı severiz. Müşteriyle yüz-göz veya direkt muhatap olmama, samimiyet kurup muhtemel iltiması engelleme çabası; ya da ne bileyim, bunlardan başka, Batılı düşünme biçimi adına daha anlaşılır bir mazeretle açıklanabilir. Neticede kendi bilecekleri iş. İşleri makineye havale etmeleri muhabbetin ölmesindendir. Otobüste metroda çok kitap okunmasını bu muhabbet yokluğuyla açıklayanlar var. Ba...