Ramak kala (Hakkâri'de 19 Mevsim-2.5)

 Ramak kala

Kiralık evde ders yaparken karşılaştığımız bir olay, potansiyelini az çok anladığımız coğrafyanın kinetiğini de göstermişti. Ayağı aksak köprü camdan görünüyordu. Üstümü başımı toza bulamamaya dikkat ederek tahtadaki işimi bitirmiş, öğrencileri kontrol edip yerime geçmiştim ki köprübaşındaki kalabalık çarptı gözüme. Biraz acıdı tabii, bırakır mıyım, bakmaya devam ettim. Dikkatimin kesafetini artırdım. Mercek ayarlarının kendine gelmesiyle görüşteki bulanıklık gitti, her şey cam gibi netleşti. Bir otomobilin Zap’a uçmasına ramak kala yamaçta durduğunu gördüm.


 İçim kıpır kıpır etmesine rağmen çocuklara hissettirmeden biraz izledim. Çok yakın olmamakla birlikte neler olduğunu anlayabiliyordum. Telaşın büyümemesini cana bir şey gelmemesine bağladım. Öte yandan mal da canın yongasıydı. İnsanın kanırta kanırta rendelenmesiyle ortaya çıkan yongaya bakacak hâlde değildi kimse, en azından ilk etapta. Çocuklar derslerini tamamlamış, teneffüs zamanı gelmişti. Zil yoktu, manüel kolluyorduk vakti.


Arkadaşlara da söyledim durumu. Kimsenin haberi yoktu. Ders sırasında dışarıyı izleyen bir bendim demek ki; itiraf.com. Görev sırasında resmî olarak sıkıntılı olsa da sinematografik açıdan iyi bir sahne bence. Ayrıca derste camdan bakan öğrencilere pek bir şey demeyen ben, birazcık hak ediyordum sanırım.


Haberi alanlar, olağandışı’nın günleri değiştiren enerjisiyle herkesin yaptığı gibi olay mahalline seğirttiler. Kıyıya kadar gidip incelediler. Büyük öğrenciler çoktan varmışlardı, evde katlayarak anlatacakları bir hikâyeleri olmuştu.


Bir okulumuz olmadığı gibi bahçemiz çitimiz duvarımız da yoktu hâliyle. Henry David Thoreau’nun istediği gibiydi bu kısım. Esas okul binasının da kapısından çıkınca hemen sokağa adım atılıyordu.


Teneffüs biraz uzadı, tekrar derse başladık. Suyun hayli arttığı bu mevsimde ucuz kurtulmuştu kazazedeler. Arabayı da köylüler çekti, Ortadoğu’da çatışmaların nakliye sponsoru olan güçlü bir pikapla. Seyir bitmiş, organize olmayan retrolarla işlerine geri dönmüştü herkes.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Turgut Reis’e gelmeden önceki son birkaç günüme dair

Bunu bana yapmayacaktın!

Hakkâri'ye gidiş hâlleri-1