Sadi’nin yumurtaları (Hakkâri'de 19 Mevsim-2.6)
Sadi’nin yumurtaları
Bunun yanında komik sayılabilecek bir macera daha oldu. Buna “Sadi’nin Yumurtaları” diyelim. Dediniz mi, heh tamam, devam edebiliriz. Benim sonradan haberim oldu, arkadaşlar kendi aralarında iddiaya tutuşmuş. Sadi laf arasında ‘Ayaküstü 80 yumurta yedim ben, oturarak da 90 tane yerim,’ demiş. Yerim yiyemezsin derken ertesi gün serviste kucağında üç koli haşlanmış yumurta, çehresinde tebessümle Fikret, binenleri karşılıyordu. Başka köylerden arkadaşlar da gelmişti. Birbirimizin okullarına giderdik ara sıra, ama bu şekilde bir reyting ilk defa oluşmuştu. Şaka gibi, neyin içindeyim böyle.
Haftalık nöbetinde köyde olan doktora da haber vermişler, protein zehirlenmesi olursa müdahale edecekmiş. Ara sıra gelip gitti, ‘Yapmayın etmeyin, bir şey olursa köy yerinde sıkıntı olur, ben mesuliyet kabul etmem,’ dediyse de, tabii ki dinlemediler. Sadi’nin hırs ve metabolizmasına güveniyorlardı.
E yani, her sabah arka koltukta bir ekmek yemesinin yanında, kahvaltıda en önde giden de oydu. İlk birkaçını nasıl yuttuğunu anlayamadan başladı tıkınmaya. On yirmi derken, su da içerek tezahüratlar ve endişeli bakışlar eşliğinde koliyi bitirdi. Sonlara doğru iyice yavaşladı, ikinci koliye başlarken isteksizdi ama serde sözü bozmamak vardı.
Sadi iyi huylu, pek etliye sütlüye karışmayan ‘ekmeğinin’ peşinde biriydi. Şaka kaldırır, kırmadan kendisi de yapardı. İddiaya da bu yapısı sebebiyle girişmişti. Hâl böyleyken iş ciddiye binmeye, zorluk kendini göstermeye, hafif de olsa sırtındaki yük zamanla insana ağır gelmeye başladı. ‘Meyve suyu veya çay getirmediniz, suyla olmuyor,’ diye söylendi haklı olarak.
Birinci koliyi bitirmek psikolojik eşikti. Onu kolayca bitirebilseydi diğerlerini de götürür diyebilirdik. Ama eşikler sadece psikolojik değildi ki, midenin bir istihkakı, haddi, hududu vardır. Zorlanarak 6 tane daha yedi. Akabinde ekşi geğirmelerle eğip büzdüğü ağzındaki son proteinleri de midesine yolladıktan sonra, uzun süredir konuşma işlevini unutan dudaklarından çıkan birkaç kelimeyle belirttiği kesin bir kararla durdu. Bir insanın muhtemelen yirmi günlük kahvaltısını yemişti.
Diğerleri, bakarsın yer mer diye bilerek getirmiyorlardı içeceği. Gözümle gördüm, tekrar yazıyorum, tam 36 tane yumurta yedi. Cüsseli değildi, en fazla 85 kiloydu. Yiyemezse Ocak soğuğunda takım üst başla azgın ve buz gibi Zap Suyu’na girecekti; yerse diğer iki kişi. İddia bozulduğundan kimse suya girmedi. Yumurtalar da çocuklara kaldı. Laf aramızda, biz de götürdük birer ikişer.
Çocukken her Cuma akşamı izlediğimiz Süper Baba’da da fırıncı Musti 70 yumurta yeme iddiasına girmiş, tamamlamış; ama gözünü hastanede açmıştı. Sadi, sanırım bir süre yumurta görmek istememiştir. Yılanın büyükçe bir hayvanı yutup bir haftada sindirmesindeki gibi ağırlaşmıştı.
Yorumlar
Yorum Gönder