Komşular, konuşanlar (Hakkâri'de 19 Mevsim- 5.8)

 

Komşular, konuşanlar

Sadece bu değildi değişiklik. Eylülde geldiğimde alt katımızın boş olduğunu gördüm. Bir teyzeyle üniversitede güvenlik görevlisi kızı kalıyordu. Çok durmadı o şekilde, kalorifere geçtik ya hemen talibi çıktı. Yeni komşularımız üniversitede memur olarak görev yapan İsmail Güver ve ailesi. Demek ki sadece kaloriferde değilmiş keramet; aynı kurumda çalışanlar kiralık ev, satılık eşya konusunda birbirlerine yardımcı oluyordu her küçük memur şehrinde olduğu gibi.

 

Okul öncesi öğretmeni Müyesser Uludağ da bu sene başında geldi. Ataması belli olduğunda Millî Eğitimden kararnamesini almış, telefondan arayıp uzun uzun konuşmuştuk köyle meslekle alakalı. Her şeyi açıklıkla anlattığımı söyleyebilirim, dikkatli ve biraz da ürkek tabii ki. Sonuçta vereceği karar çok büyüktü. Bazı şeyleri gizlesem geldiğinde kabak bizim başımıza patlardı. İnsanları yanıltmanın, onları gerçeğe inandırmaktan daha uzun ömürlü olduğu ortadayken, tek bir kişiyi bile yitiremeyecek kadar çaresiz olmam, doğruları söylemekte ısrarcı kılıyordu beni. İlk seneler bir öğretmenden bahsetmişlerdi. Parodi de olabilir, abartma da. Hakkâri’ye ataması çıktığında köy okulunu aramış, oradaki arkadaşla görüşmüş gelmeden önce. “Van’dan bir şey istiyor musunuz?” demiş. ‘Ne gibi’ diye sorduklarında, ‘ne bileyim pirinç şeker salça bakliyat falan’ diye temel gıda malzemelerini sayınca patlayan kahkahaya bir anlam verememiş. ‘Hocam siz Hakkâri’yi ne zannediyorsunuz, sonuçta 250.000 insan yaşıyor burada, kendiniz gelin, kendinize gelin yeter,’ denmiş. Saflıkla düşüncesizlik arasında salınıp duran yüzünde kolayca ikna edilmeye hazır karaktersiz ifadeleri buradan bile görebiliyorum.

 

Müyesser hocanın ayarladığı bir bağış vardı okula. Her ay 50 lira gönderdi o hanım, 2 sene kadar sürdürmüştü bunu.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Turgut Reis’e gelmeden önceki son birkaç günüme dair

Bunu bana yapmayacaktın!

Hakkâri'ye gidiş hâlleri-1