Odun hakkı (Hakkâri'de 19 Mevsim- 5.11)
Odun hakkı
Soba işleri böyleyken merkezden beş ton kömür gelmişti. Ama tek kömür değildi ihtiyaç. Tutuşturmak için çırpı ve odun da lâzımdı. Öğleden sonra iyice dolan ve artık kömür kabul etmeyen sobanın ateşini devam ettirmek için odunsuz olmazdı. Öğrencilerden para toplayıp odun almaya karar verdik. Öyle ya, kömürü poşetlemek için bile para lâzımdı. Artık eskisi gibi değildi. Kalabalıktık, işler çoktu. Kendi cebimizden ya da eş dosttan rica ederek yürümeyecek kadar büyümüştü okul sistemi.
Bir süre sonra hizmetlilerden birini alıp ev ev dolaştım köyde. Dondurucu soğuk vardı. Ne kadar sarınsak da sert rüzgâr etimizden ısırmak illa girecek yer buluyordu. Her girdiğimiz evde, her defasında ilk defa anlatıyormuş gibi milleti ikna etmek için uğraşıyorduk. Ben de onlarla aynı düşünüyordum, okulun ihtiyacını niye köylünün cebinden karşılıyorduk. Merakın ayartıcılığı altındaki gözleriyle dudaklarımda, dediklerimde kendilerini korkutacak ayrıntılar arıyorlardı. Her konuşmamdan sonra, ‘ama hoca devlet vermiyor mu?’ sözünü tespih gibi çekiyorlardı. Yirmili yaşlarımın bütün diriliğine rağmen, içine tuğla atılmış çamaşır makinesi gibi için için kendimi parçalamamak için zorluyordum. Ele geçirmelerine izin vermek istemediğim varlığımla olmayacak şeyler düşünüp konuşmalar karşısında yer yer bulanmaya başlayan bilincime hayatta kalma stratejileri telkin ediyordum. Şaşırmanın hududuna varıp terminal sabrıma eriştiğimde kaotik yığınların üzerine boşalttığı kadidi çıkmış bu sözleri anla(ma)yıp susuyor, yüzümdeki acının gölgesi altına saklıyordum. Bu konuda sayfalarca yazabilirim. Ama başka zamana kalsın. Böyle gelmiş böyle giden durumları değiştirmek için çok uğraşmamız gerekecekti, oysa şimdi acilen yapmamız gerekenler, başka bir şey düşünme lüksü tanımadan sırada bekliyordu.
Ormandan çıkmaya çalışırken sürekli aynı ağacın yanından geçtiğini fark edemeyen kazazede gibiydik. Çocuklar üşüyor, öğretmenler motive olamıyor, biz onca dert arasında çalı çırpıyla da uğraşıyorduk. Haklı olarak bu yüzden okula gelemeyeceğini söyleyen öğrenciler oluyordu.
Tek kişi şu
kadar, kardeşler bu kadar diye ücret belirledik ve başladık toplamaya. Ama bir
türlü gelmiyordu paralar. Bizi yakından tanıyanlar ve işlerin en azından şu
anda ve acilen gerçekten bu şekilde yürümesi gerektiğini az buçuk anlayanlar
ellerini ceplerine attılar, ama diğerleri mümkün değil kabul etmiyorlardı. Tekrar
söylüyorum, haklıydılar, niye para versinlerdi. Temel eğitim ücretsiz değil
miydi, buna ısınma da dâhil olmalıydı, ne demekti öğrenciden odun parası
toplamak. Devlet topladığı vergilerle yol su elektrik getirmenin yanına bunu da
katması gerekiyordu. Affedersiniz, topladığı vergi dedim, evet evet, o konuda
da siz haklısınız. Nasıl ki biz para toplayamıyorduk, devlet de sağlıklı vergi
toplayamıyordu.
Yorumlar
Yorum Gönder