Pervanelere ölüm (Hakkâri'de 19 Mevsim- 5.14)

 

Pervanelere ölüm

Okulun güvenliği ve gözetimi için çevredeki evlerde oturanlara, özellikle tam karşımızdaki bakkal İzzet’e rica etmiştik. Çok samimiydik, bakkalın önü meskenimizdi işlerden başımızı kaldırdığımızda, teneffüslerde arkadaşlar da geliyordu. Okulun etrafına yol boyu üç direğe lamba taktırdık elektrik idaresine. Otomatik gece yanıp sabah sönüyordu. Tabii köyde ışığı yanan nadir lambalardan olduklarından gençler akşamları okul bahçesinde top koşturuyorlardı. Komşu amca gürültüden rahatsız olmuş, 'gençleri bastonla nereye kadar kovalayabilirim ki' diye çok düşünmüş olacak ki, sebebi ortadan kaldırmak için en kestirme yol olarak yukarıdaki lambayı taşla kırmıştı. Çok güzel, burada alkışlamayı unutmuyoruz.

Köylünün en sevmediği yetkililer elektrik idaresinin adamlarıydı köyde. Arızaları bildirmiyor, kendileri hâllediyorlardı. Bir seferinde evine bir oda daha katmak isteyen biri, köylünün de yardımıyla tahta direği söküp biraz öteye taşımıştı. Gün boyu trafonun başında iki nöbetçi dururdu bu tür durumlarda, dörtlüleri yakmış şoför haklılığıyla. Ertesi sene köye taşındığımızda sürekli arıza çıkıyordu bizim eve gelen hatta. Komşulara elektrikçileri aradığımı söyledim, enteraktif propagandayla ‘keşke bize deseydin aramadan önce’ dediler. Birinci sefer gelmişken yaptı elektrikçiler, sonraki arızlarda canla başla tamir etti komşular, yeter ki gelmesinlerdi. ‘Hiçbir şey terk edilen düzenin dengini tam olarak sağlayamaz’ denir. Burada da aynen bundan dolayı ilkel dönemle karışık, bugünle biraz barışık yürüyordu işler.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Turgut Reis’e gelmeden önceki son birkaç günüme dair

Bunu bana yapmayacaktın!

Hakkâri'ye gidiş hâlleri-1