Rapor veriyorum (Hakkâri'de 19 Mevsim- 9.2)
Rapor veriyorum
İnşaat
işleri artık daha somut göstergelerle yavaştan kendini belli ederken, derdin
başka çeşidi gelip kapıya dayanmıştı: Kadroluların rapor furyası. Memleket
hasretleri depreşiyordu arkadaşlarda. Kurban bayramına gittiğinde tatilini
uzatandan bilet bulamadığı(?) için gecikene, karne haftası kaçamak yapmak
isteyenden sonrasında gelemeyene, bir yakınının düğününe gitmek isteyenden
nişanlısıyla görüşmek için gidene; kırk türlü mazeretle devamsızlıklar
oluyordu. Bunlara ek bir de okulumuzda görevlendirilen asker öğretmenin
toplamda iki aya yaklaşan raporları dersleri hayli aksatıyordu. Geçen senelerde
ücretlilerin ek ders meselesi, bu sene kadroluların rapor iştiyakına tebdil
etmişti. Maaşları nispeten dolgundu ya, parayı önemsemiyor, resmî problem
olmasın yeter diyorlardı. Olan yine öğrencilere oluyordu. Hepsinin ilk seneleri
olduğundan bir nebze anlamaya çalışıyordum. Yalan yok, ilk senemde ben de bir
kere rapor alıp gitmiştim nişanlılık dönemimde.[1]
Eğitim öğretimin aksamasında benim de etkim olmuştur illaki. Bu da o
hatalarımdan biridir. Oyun gibi geliyordu. Oysa ne hakkımız vardı değil mi? Ücretliler
gibi gelmediğimiz günler için para talep etmiyorduk ya, haklı çıkarıyorduk
kendimizi.
Kendi
yaptığımı asla küçümsemiyorum, o dönem ben tek kişiydim, ama şimdi bu kadar çok
kişinin rapor almasıyla sorun daha da büyümüş oluyordu. Burada çözüm şudur:
Millî Eğitim bazı zamanlarda yaptığı gibi sağlık müdürlüğüyle gayrı resmî,
şifahen anlaşacak ve herhangi gerçek rahatsızlığı olmayan rapor alamayacak, bir
şekilde alabilenlerin de raporlarının gerçekliği heyetçe incelenecek, il dışına
gidip gitmedikleri denetlenecek. En son hasta olduğuna karar verilen kişinin
Hakkâri’de bu süreyi geçirmesi sağlanacak. Başka türlü bu işin önüne geçilmesi
mümkün değildir.
Tabii
burada mesele bedenî hastalık olmadığından işin başka veçhelerini de düşünmek
lâzım gelir. İnsanlar niçin Hakkâri’den uzaklaşmak, adeta kaçmak isterler.
Bunun pek bariz olan sebepleri değerlendirilip çözümler üretilebilirse
öğretmenler de ara tatili veya yazı beklemekte acele etmezler. Mesela geziler,
yemekler, faaliyetler düzenlenebilir. Dışarıdan gelen insanları biraz daraltan
şehirler vardır. Hakkâri de imkânsızlıklar sebebiyle onlardan biri maalesef. Sadece
Hakkârililere değil, orada üç beş sene geçirmiş benim gibiler için bile saçma
gelmeye başlıyordu bu tip raporlarla kaçamak talepleri. İlk seneden sonra
sakinleşiliyordu, ama olan oluyordu o sürede. Hakkâri’nin albenisini,
cazibesini, moral çekiciliğini artırma görevi şehir halkıyla birlikte,
esnafından tüm idarecilere, herkese düşüyor. Öğretmenlerin buradaki sıkıntıları, inanın, yazılacak gibi değil. Hem
muhteva, hem de hacim olarak… Burada öğretmenlik yapmak, inanın ki malum
karışıklardan ötürü zor değil. Ama diğer mesleklere gösterilen haklar bize de
gösterilse, öyle her gelen, gelmeden gitmeye heves etmez. Şunu açıkça
diyebilirim ki, Hakkâri’nin öğretmenler için hiçbir albenisi yok! Buradan ne zaman
gideceğim beklentisi ve bundan doğan haklı kaygı, eğitimin kötü olmasındaki en
büyük etkendir. Hiç
dağ görmemiş bir insanın uçaktan indiği gibi kısılı kaldığı bu ufuksuzluk, dört
duvar hissiyle hapis etkisi yapıyor insanlarda. Hakkârililerin yeni gelenlere
hissettirdikleri ve ilk temaslarda başlayıp son vedaya kadar anlatmayı
sürdürdükleri mahsus mağduriyetler de görülmeyen baskılarla eziyor genç
memurları. Berberin aynaya astığı uzak bakışlı fotoğrafından tutun, çay
ocağında televizyonda dönen yerel kliplere kadar alttan ve açıktan hissediliyor.
Bunun için özellikle yeni gelenler kesinlikle tek başlarına terk edilmemeli,
belki de gönülleri alınarak sosyal hayatları takip edilip onları eğlendirecek
(eğleyecek, oyalayacak anlamında kullanıyorum, eğlenemezlerse eğelenecekleri
kesin çünkü) faaliyetlere katılmaları zorunlu hâle getirilmelidir. Şunu
herkesin bilmesinde fayda var: Buraya gelen memurun % 95’i 30 yaşın altında,
hatta 20’li yaşların başındadır. Bugünkü şartları düşünecek olursak, bir neslin
ortalama 5-6 yılı burada daralmadan, heba olmadan bir şeyler (çok şeyler)
yapılmalı. İlk geldiklerinde iki şeker bir karanfille geçiştirilemeyecek kadar mühimdir
mesele. Nitekim19 mevsim süresince 100’e yakın göreve başlamama[2]
dilekçesi gördüm. Görmediklerim ve diğer ilçelerdeki toplamla binleri bulur
muhakkak. Bir kere öğretmeni orada tutmak için gereken en büyük iş maaşlarda
iyileştirme yapmaktır. Bundan fazlası, kıdem kademede öncelik sağlanmalıdır.
Hizmet puanları artırılmalıdır. Sultanbeyli’de çalıştığım okulla Hakkâri
merkezdeki okulların puanı aynı mesela, büyük haksızlık. He İstanbul’da yaşamak
çok mu kolay? Değil elbette, ama Hakkâri genelde ilk görev yeri olduğundan, ayrıcalığı
olsa moral olur gidenlere. He ille de benim yukarıda bazen girdiğim yolu tutup,
‘kardeşim ne anlatıyorsun sen, kapıda on binlerce kişi beklerken, ekmek aslanın
midesindeyken nedir bu sahte kuruntular, atandın, başla işte, çocuk oyuncağı mı
bu’ diyebilirsiniz. Evet, haklısınız, katılıyorum size.
[1] O dönem rapor,
Millî Eğitimde il dışı izne çevirtilebiliyordu. Sonraki senelerde rapor
süresince il içinde kalma zorunluluğu getirildi. Ama tabii dinleyen kim,
denetleyen kim!
[2] Nedir bu? Bu,
öyle büyük karardır ki, damdan düşmüş birini bulup da sormanız gerekir.
Hayatından en az birkaç yılı çalar. Kararname çıktıktan sonra göreve
başlamadığında iki sene daha yeni atamaya başvuramıyorsunuz. O sırada KPSS
puanınızın iki yıllık olan geçerlilik süresi dolmuş oluyor. Bu yola baş
koymuşsanız yeniden sınava hazırlanıp sonu meçhul yollara tevessül ediyorsunuz.
Artık örgün öğrenci olmadığınızdan benim yaptığım gibi evinize yakın okullarda
boşluk varsa ya ücretli çalışırsınız ya da meslekle alakası olmayan (en çok
kasiyerlik ya da belki şube müdürlüğü) işlerde kendinizi oyalarsınız. Şartların
yıllarını böyle heba ettiği insanın, hayallerinden eksilttikleriniyse kimse
bilemez. Neyse daha fazla konuşturmayın beni! Eğitim fakültelerindeki
şişkinlikten girip atanamayan öğretmenler meselesine, oradan on beş yıldır
ücretli çalışanlara, vekil öğretmenliğin işletilmemesine; bir dolu anlatmamız
gerekir.
Yorumlar
Yorum Gönder