Rûzname (Hakkâri'de 19 Mevsim- 7.3)
Rûzname
10.01.2013
Üç
gündür aralıksız yağan kar, iki metreden ziyade biriktikten sonra nihayet
durmaya karar verdi. İki gündür şehri dolaşıp kayıtlar aldım. Merkez
caddelerden ara sokaklardan yaklaşık beş saat sürdü gezmek. Ana caddeler dâhil
yol kenarlarındaki arabalar seçilmiyor. Kepçeci dikkat etmese hurdaya çıkacak
araba çok. Zaten etraftakilerin uyarmamasıyla birkaç arabayı götürmüşler o
şekilde. Paletli ve teçhizatlı ambulanslar nöbet bekliyor. Çocuklar kepçe
geçtiği için dümdüz olan yokuşlu yollarda ayaklarına geçirdikleri kızak
şeklinde hortumlarla, kornişlerle kayıyorlar. Her esnaf kendi önünü temizliyor.
Uzun saplı plastik kürekler her yerde. Dar sokaklarda yürümek imkânsız. Nereden
geleceği belli değil kar kütlelerinin. Dikkat etmeden savuruyorlar altıncı
yedinci kattan aşağılara. Evleri damlı olanlar üç günde beş altı kez kar
temizlediler. Mahalledeki apartmanların çatıları da insan dolu.
Bugün
de bizimkiler atıyor karları arkaya. Bahçenin güneye bakması, karı bir nebze de
olsa çabuk eritiyor. Yoksa gölgede kalan ve altıncı kattan atıldığı için taş
kesilen karların erimesi Haziranı buluyor. Karlar gariban ağacı komple kapattı.
Dedim ya, bakarak atabilen yok. Zavallı zaten yarıya kadar kaplıydı, imdadına
yetişilemeden bir solukta toptan gömüldü. Çatıdan atılanlarla beraber altı yedi
metreyi buldu yükseklik. Bahçenin alt tarafında Abdülhamid’i dikine attığım iki
katı yüksekliğindeki birikintiden zorla çıkardım, çocuk iyice üşümeden.
Doyasıya oynadılar komşunun çocuklarıyla. Derin dondurucu var bahçede. O da
hayli gömüldü. Ama nedense ağaçlara kar reva görülüyor da, buzdolabına edildiği
kadar dikkat edilmiyor. Onun üstüne hiç gelmedi denebilir. Gerçi dün akşam yan
binadan atılan karlar bir arabaya zarar vermiş. Kolay değil. Zank diye düşüyor
yere. Muhtemelen kaya gibi oluyordur, aynı çığ gibi.
Çarşıda
bir çocuk kenara yığılan karların ortasını karşıya kadar delmiş. Eğilerek
geçilecek bir geçit olmuş. Yarım metre genişliği bir metreyi aşkın da derinliği
var. Kaldırımdan giriliyor, yoldan çıkılıyor. Kaldırım tarafına, geçidin alnına
gelecek biçimde HAKKÂRİ HATIRASI yazmış taşlardan. Bir de kalp. Barış ve sevgiyi temsilen. O da taştan, hepimizinki gibi.
Yüksekova’da da araba yapmışlar bembeyaz.
[1] Önder Bozkurt,
yeni okul inşaatını teftişe geldiğinde sınıfları da gezdi. Birinci sınıf
öğrencisindeki minicik kalemi yanındakilere gösterirken bu kitapta bahsi geçen ‘son
fayda’ kuralına atıfta bulunarak çocuğu övmüştü. Orada daha iyi anlamıştım,
dağıttıkları kitapları kendileri de okuyor, birbirlerini teşvik ediyor,
aralarında teati yapıyorlardı.
Yorumlar
Yorum Gönder