Seyrüsefere devam (Hakkâri'de 19 Mevsim- 8.6)

 Seyrüsefere devam

İki günlük ayrılık bile dağların heybeti karşısında yeniden şaşırmamıza sebep olmuştu. Eski dostlarla, daha bakarken insanın gözünü karartan, başını döndüren bütün görkemiyle önümüzde yükselen yalçınlıklarla selâmlaşarak ilerliyorduk. Hasan abiye anlatacak çok şeyim vardı. Eve girmeden alıkoydu zaten, müzakere ve muhabbet ettik. Tavsiyelerine uymuş muydum, başımıza aksi bir şey gelmemişti ya. Bir daha giderken beni de mutlaka yanına almalıydı. Bugüne kadar gitmemiştim de kötü etmiştim, minibüsün bir kenarında yer olurdu illaki.

 

Akşam evde kabaca (çok da kaba sayılmazdım sayarken aslında, kibarca da denebilir) bir hesapla yaklaşık 400 lira harcamış olduğumuzu gördüm. Evden çıkmış, 80 km. ötedeki sınırdan geçmiş, iki gün iki gece otelde kalmış, şehirde hep taksiyle gezmiş, bir gün araç ve şoför ücreti ödemiş, çok savurmadan ama sakınmadan harcama yapmış, hediyeler almış ve aynı yollardan eve dönmüştük ve toplamda harcadığımız para sadece 400 liraydı. Pasaportların dörtte biri.

 

Artık yurtdışına çıkmış biri olarak arkadaşlar arasında da farklı bakılıyordu. Konuşulan her konuda ucunu gidip İran’a bağlamaya meylediyordum. Bu tür gezmenin tadına varmıştık. Kimse tutamazdı, en kısa zamanda tekrar gitmeliydik. Hedef doğrudan Tebriz’di. Okuldan izin alıp Şiraz ve İsfahan’a bile gidebilirdik. Sezonu kapattıktan, öğretmenleri gönderdikten sonra yapılabilirdi. Neden olmasın, biraz geç giderdik memlekete, kaçmıyordu ya. Bak bak bak, önceki senelerde gitmek için gün ve hatta saatleri birbirine eklemekten yorulan bizler, bu sefer de böyle olsun diyorduk. Ama çok farklı, beklenmedik olaylar gelişti fikrimizi değiştiren. Haziran ayında birkaç haftada bizim para öncekine nispetle hayli değer kaybetmişti. Aslında tersinden bakmak gerekir, İran’ın parası kıymetlenmişti uluslar arası arenada. 14 Haziran’da Ruhani seçildikten sonra İran’da küçük sayılamayacak makas değişiklikleri oldu. Batıyla ilişkilerde yumuşamaya gidildi, karşılıklı daha anlayışlı mesajlar verildi. Ahmedinejad’ın gitmiş olması bile yetiyordu Avrupa ve ABD için. Yanlış söylemiş olmayayım; karşılıklı büyükelçiliklerin tekrar açılması gündeme alındı, direkt uçuşların artırılması konuşuldu. Faaliyetler ilerledi, ambargo hafifledi ve biz tekrar gitmekten vazgeçtik. Bir lira 1900 tümenden 1400 tümene düşmüştü. Hem ekonomik sebepler hem de depreşen memleket hasreti yönümüzü doğudan batıya çevirmiş, pasaportları da unutmadan yanımıza alarak bu sefer biraz kuzeye, Ukrayna’ya gitmeyi düşünmeye başlamıştık.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Turgut Reis’e gelmeden önceki son birkaç günüme dair

Bunu bana yapmayacaktın!

Hakkâri'ye gidiş hâlleri-1