Tavuk çevirmeci hademeler (Hakkâri'de 19 Mevsim- 5.10)
Tavuk çevirmeci hademeler
Sobalar geldiğinde her sınıftan birer sıra masayı çıkarmak zorunda kaldık. İki sırada üçerli oturmaya başladı öğrenciler. Sınıflara girdiğimde görüyordum, sobaya yakın oturan öğrencilerin bir tarafı kızarıyor, yüzleri yepyeni anlamlara bürünüyordu. Dönüşümlü oturtuyorduk. Böylesi durumlarda özellikle umutla beklemenin ıstırabını çeken bu çocuklar karşısında müdürü olduğumdan utandığım sistemde hiçbir şey olmamış gibi olağan akışta devam edemezdik. Gerçekten bir problem oluşabilirdi çünkü ciltlerinde. Ayrıca mayışıyor, ders dinleyemiyorlardı. Piliç çevirmeden farkı yoktu bu rezaletin.
Temizlik işleri için merkezde kura çekilerek beş personel[1] verilmişti okulumuza. Spor salonunda yapılan kurada, müracaat edenler tribünlerde oturmuş, yetkililer zeminde bir masada gerçekleştirmişler işlemleri.[2] Küçük küçük kâğıtları tribüne göstermişler ama kim görebilir ki o kadar uzaktan. Sonradan yaptığımız konuşmalarda artık iyice bunaldıkları bir anda söylediklerini buraya yazmıyorum.
Hizmetlilerin beşi de erkek personeldi. Soba ve okul güvenliği konularında sorun yaşamıyorduk. Evleri yakın olduğundan çok da sıkmıyorduk aslında. Dağların ortasında mahsur kalmış, akıbeti belirsiz köyde uysal dik başlı ve pasif direniş hakları vardı herkes gibi. Gün boyu köyde olmak ve aradığımızda gelmek kaydıyla nispeten serbesttiler işleri bittiğinde. İki kişi ise sürekli nöbetteydi dönüşümlü. Köyde ve köylüde bildik anlamda mesai kavramı olmadığından işin ciddiyetini anlayana kadar çok zorluk çektik. Her an birileri lâzım olabilirdi. Bir çocuk altına işeyebilir, biri kusabilir, bir öğretmenin yardıma ihtiyacı olabilirdi. Sobalar sönebilir, merkezden denetime gelebilirlerdi.
O sert ataerkil şartlarda yetişmiş insanlar olarak çekingen davranmakta hakları vardı, sonuçta ev işi gibiydi yaptıkları. Yerleri süpürmek, sıraları silmek, camları ovalamak ağır geliyordu. Bir kısmı silip süpürmeyi yetişkin kız kardeşlerine yaptırıyordu. Bizim açımızdan riskti aslında, öğrenci abisine yardım ediyor olsa bile her an kaza olabilir, sonra çık işin içinden çıkabilirsen. Yanı sıra kız kardeşi de utanıyordu. Sınıfta ders yaparken abisinin sobayla uğraşması neyse de -çünkü erkek işiydi ya-, lavabo için sınıftan çıktığında abisini koridorları paspaslarken görünce bir elindekine atılmadığı kalıyordu, kadraja girmemek için yüzünü dönüp telaşlı ve saygılı adımlarla yandan yandan geçiyordu görmemiş gibi. Evde erkekler mutfak ve temizlik işlerine kesinlikle karışmazdı çünkü. Onların işi güç, otorite, teknik, ustalık gerektiren meselelerdi.
Yorumlar
Yorum Gönder