Van-Şırnak arası salınımlar (Hakkâri'de 19 Mevsim- 3.10)
Van-Şırnak arası salınımlar
2010
Kasımında, geldiğimizin üçüncü ayında eşimle, ilk gelişimizde içinden hızlıca
geçtiğimiz, aslında ilerleyen senelerde Hakkâri kardeşiyle birlikte bizim
içimizden geçecek olan, daha sonra illaki geliriz dediğimiz Van’a çıkarma
yaptık. Şehre ve komşulara alıştıktan sonra iyi gelmişti. Fotoğraf makinemiz
yoktu. Telefonlar da sayılabilen piksellerle çektiği fotoğraflardan çok; ancak
aramaya, mesaja yarıyordu. Hatırlarsınız, tuşları falan vardı. Döndükten sonra
paraya (300 lira) kıyıp makine almıştım. Dayıoğlum Iğdır Üniversitesi İlahiyat
Fakültesinde göreve başlamıştı. Van’a gidip gelmemizden sonraki hafta iki gün ve bir geceliğine ziyaretimize
gelmişti Vanlı bir arkadaşıyla. O da ısrarla tavsiye etmişti. İyi ki almışım, keşke
daha iyisini alabilseydim, bütün Hakkâri dönemimizi o makine sayesinde nizamî
kayıt altına alabildik. Doldukça bilgisayara boşaltıyorduk hafızasını. Düzenli
dosyalama sayesinde şimdi dönüp dönüp detaylara bakabiliyorum internet araştırmalarının
yanında.[2]
Cumartesi sabah otobüsüyle gelmiş, Kaleyi, Akdamar Adası ve Kilisesini gezmiş,
merkezde bol bol turlamış, gece İskele öğretmenevinde kalmış, Pazar sabahı
güzel ve upuzun bir Van kahvaltısından sonra birkaç alışveriş yapıp akşam
otobüsüyle geri dönmüştük. Bu keşif gezisiydi, daha sonra birlikte ve
arkadaşlarla da gelecektik nasıl olsa. Bu gezilerden
edindiğim izlenimlerin detayına girmiyorum burada. Fotoğraf ve videoları
tararken yapacağım o işi.
Mayıs
2011’de de araba kiralayıp Şırnak tarafına yolculuk yapmıştık. Yukarıda
bahsettiğim yasak bölgedeki fotoğraf hadisesi bu gezi sırasında olmuştu. İç
kısımlara girmiş, vadi boyunca yol almıştık.[3]
Eşim ilk defa köy tarafına gelmişti. Çimenli’de öğrenciler ve velilerle her gün
görüştüğümüzden, köye uğramadan etmedik. Onlar bize ikramda bulundu, biz de mevsimi
olduğundan her yerde ama her yerde olan revosu yol kenarında satan çocukları
sevindirdik. Çocukluğumda 6-7 sene ben de yol kenarında fındık sattığımdan çok
iyi anlayabiliyordum onları. Yorucu olmasının yanında öğretici, kârlı ve
keyifli bir işti.
[2] Bu satırları
yazarken dosyanın sol alt kısmındaki sayfa sayısına bakıyorum, 250’yi geçtiğini
görüyorum. 2021 Ocak ayında başladığımda yaklaşık A4 olarak 40 sayfaydı, o
zaman için tamamladığımda 170 sayfaya ulaşmıştım otuz sekiz günlük sıkı bir
çalışmayla. Şimdi eklemelerle bu vaziyete geldi. Daha da uzayacak, işte bu
fotoğraf ve videoları tarayıp ilgili yerlere yapacağım eklemelerle. Ama ne uzun
bir mesai değil mi. Ayrıca metin içerisinde sadece başlıklarını not ettiğim,
tamamlandığında onlarca sayfa tutacak konular da var, onları da yazacağım
elbette. Niyetim 40 yaşında dosyayı yüzde 95 hazır hâle getirmek. (2022 Ağustos
başından bildiriyorum. Bir aylık geceli gündüzlü çalışmadan sonra sayfa sayısı 300’ü
geçti. Daha taramaları yapmadım.)
[3] Burada Vadiyi de anlatmayacağım uzun uzun, zira Aydos Dergisi’nde yayınladığım ve eşi benzeri bulunmayan Yeni Başlayanlar İçin Zap Vadisi başlıklı yazıyı ekleyeceğim aşağılara, okuyunca buraları hatırlarsınız.
Yorumlar
Yorum Gönder