Gelenler gidenler (Çavdarlar) (Hakkâri'de 19 Mevsim- 10.9)

 

Gelenler gidenler

Çavdarlar

Merkezde ilk senemizde sadece dayıoğlum evimize gelebilmişti. Köydeyse dört kere misafir ağırladık. Birincisi yine Emre Çavdar ve ailesiydi. Dayım ve yengem de Iğdır’dalardı. Otomobille hep birlikte geldiler. Cuma günüydü. Millî Eğitimde işlerim vardı, eşim de gelmişti alışveriş için. Merkeze tırmandılar, buluştuk, yüklendik, birlikte köye geçtik. Kararmaya başlayan havayla yollar ve genel olarak manzara da silikleşmeye başlamıştı. Dayım direksiyonda Emre’yle ben ön koltukta, üç kadın ve çocuklar arka koltuktaydılar. Tarih 15 Kasım 2013’tü. Nereden mi hatırlıyorum? Çünkü Pazar günü ALES vardı ve Emre görevli olduğundan cumartesi günü gittiler hemen.

 

Asfaltı çiğnerken, virajları alırken, dağlardan sıyrılırken işgüzarlık yapıp, biraz da, bakın ne zor şartlarda çalışıyoruz içgüdüsüyle mayın patlamış yerleri gösteriyor;  bu yama mayından sonra yapılmış, şurada yol kesmeler oluyor diye ağzımı gevşetmiş, kimse uyarmayınca da tutmamıştım. İlk defa ailecek akrabalarımız gelmişti. Yengeler anlattıklarımın hemen o an da olabileceği düşüncesiyle ürpermişler yol boyunca.

 

Akşam iyice çökmüştü, hemen eve geçtik. Bizde çok olmadığından komşulardan yatak yorgan almıştık. Misafir odasını da ayarlamıştık. Saatlerce konuştuk, hasret giderdik. Sabah güzel bir kahvaltıyla devam etti sohbet. Dayım bahçeye gelen çocuklara güreşe dair eğitim veriyor, biz de yengemi bulmuşken hazırlığını yaptığımız aşureyi yine bahçedeki ocakta pişirmeye başlıyorduk. Emre’yle köyü dolaştık biraz, okulun oralara gittik gezdik. Dere ıslahı ve okul inşaatı devam ediyordu. Bir düğün de vardı okulun üst bahçesinde, onu da görmüş oldu.[1]

 

Sonra ‘yarın sınav görevim var, bugünden gitmemiz gerekiyor’ diye mânâsız bir laf etti. Benim de moralimi bozdu. İş miydi yani, gitmeyeydi, bir başkası illa bulunurdu yerine. Gitmezse bir sene görev alamama durumu vardı, buna maruz kalmak istemiyordu.

 

O çöküntüyle iyice saçma sapan düşüncelerle birkaç saat daha kaldılar. Eve vardığımızda aşure hazırdı, en son onu yemiştik, iyice aceleye getirip öğleden biraz sonra yola çıktılar. Iğdır’a gitmeleri nereden baksan 7-8 saat sürerdi. Hevesimiz kursağımızda kalmış, sadece varlıklarının bile ne büyük lütuf olduğundan habersiz hızlıca gelip bir solukta çekip gitmişlerdi.


[1] Bir Hakkârili yalnız başınayken dizlerini titretir, iki kişi olunca volta atmaya başlarlar. Üç oldu mu sayı, kol kola girip halaya dururlar.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Turgut Reis’e gelmeden önceki son birkaç günüme dair

Bunu bana yapmayacaktın!

Hakkâri'ye gidiş hâlleri-1