Mürüvvet (Hakkâri'de 19 Mevsim- 11.8)

 Mürüvvet

Neymiş şu yeni okul, oturup bakalım işimize. Ne oturması, imkânı var mı, herkes ayakta olacaktı. Yapacak çok işimiz vardı. İlk geldiğimde görmeyi istediğim rehberliği, yeni arkadaşlardan esirgememeliydim. İyilik için anlam oluşturabilecek her şeyi inşa ve restore etmek gerekiyordu.

Büyük iştiyaklarla toplandık sabah. Herkes gelmişti merkezden Çukurca arabasıyla. Sadece bizim okul bir servisi doldurabildiğinden hemen ayarlamışlardı baba Ekrem’i, ertesi gün başlayacaktı. Ne büyük şans ve gelişmeydi. Yeni gelenlerin asla anlayamayacağı bir kolaylıktı bu. Beş sene önce, olmasını ve bulmayı umarak geldiğim birçok imkânı gerek biz gerekse dış şartlar oluşturmuş, gümüş olmasa da hazır tepside sunuyorduk. Kutularda demonte gelen masaları kurduk, sandalyeleri sildik ve öğretmenler odamızı düzenlemiş olduk. Çaylar İzzet’tendi bugün. Toplantıda binaların tahsisatıyla ilgili bir iki boş beleş pürüz dışında güzel dilekler ve projelerle iyi kararlar aldık. Ekibimiz geçen seneden okula ve köye vâkıf olduğundan ne kadar kolay gözüküyordu işler. Her şeyi içinden de dışından da görebilmek ne kadar basitti. Hüseyin yardımcılığa devam edecekti. Pek gönüllü değildi sanki, ama kimsenin öne çıkmaması ve geçen seneki deneyimiyle çıkış kalmıyordu kendisine. İstese kuraya yönlendirebilirdi, sağ olsun bırakmamıştı beni. Her sene yardımcı değiştiriyor olmak moralimi bozabilirdi. O da merak ediyordu belki de yeni okulda farklı bir sezon geçirmeyi. İkili eğitim de yoktu bu sene, idarecilikte normal eğitimin keyfini sürecektik.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Turgut Reis’e gelmeden önceki son birkaç günüme dair

Bunu bana yapmayacaktın!

Hakkâri'ye gidiş hâlleri-1