Oldu bu iş (Hakkâri'de 19 Mevsim- 11.11)
Oldu bu iş
Cumartesi günü yine merkeze gittik. Gezmelere doymuyorduk, e arabamız vardı ya, onun için. Ortakları bir tanıdıklarına bırakıp merkeze çıktım. Beytullah’la alıştırma yapmak için Merzan’daki top sahasına gidecektik. Ehliyeti vardı ama şoförlüğü eksikti. Memo Kırtasiyede bekliyordum. Biraz muhabbet ettik, tercihler daha dün onaylandığı için internete girip bakmadım bile. Eski servisçimiz Ubeyd artık güvenlik görevlisi olmuş, hafta sonları da şehir içi minibüslerinde çalışıyordu. Onların yazıhanesine bırakmıştım arabayı. Baktı, inceledi, beğendi.
Oralarda takılırken okuldan bir hoca aradı. Okul dışında şahsî muhabbetimiz çok olmadığından, nedir acaba diye açtım telefonu. Acaba, diye düşünmediğimde hep yolu şaşırırdım çünkü. Selam kelamdan sonra tercihlerin açıklandığını duyduğunu, nereye gideceğimi sordu. Nasıl yani dedim, bu kadar erken mi? O an her şey bir daha değişmişti. Etrafa başka gözlerle bakıyordum. Birkaç günlük ümitli ama gergin bekleyişten sonra yeniden içim kıpır kıpır olmaya başlamıştı. Ayaklarınızdan saç uçlarınıza kadar bir sıcaklık hissedersiniz ya, ondan işte. Anlık bir üşümeyle kanın beynimde toplandığını anlamıştım. Sümbül artık o kadar da büyük değildi sanki, dönüp bakmadım bile. Memo’ya doğru yöneldim hemen. Sandalyeye oturmadan, şimdi burada çıkacak sayfaya göre size bir şeyler ısmarlayacağım dedim. Bak hele bak, çıkmama ihtimali o kadar yoktu ki, baştan sözler veriyordum. Hepsi başıma toplandı. Hiç zorlanmadı bilgisayar. Biraz takılsaydın ya, hemen ne diye açıyorsun dedim.
2009 Aralık ilk atama, 2010 Ağustos askerlik, 2012 Eylül alan değişikliği, 2012 Ekim becayiş, 2013 Haziran iller arası, 2014 Haziran iller arası dönemlerinde yaşadığım o bunalımlı bekleyişler sonlanıyordu artık. Ancak aptallar emin olur derler, ama bir haftadır ortada gün gibi hakikat dururken niçin tedirgin olsaydım ki? Aptal mıyım ben! Adımın altındaki o uzun yazı bir müjde olarak göz kırpıyordu. Onlar sayfaya aşina olmadıklarından benden bir şeyler dememi bekliyorlardı. Her şeyi kapsayacak anlamda birkaç sözcükle, olmuş dedim kısaca. Çıkmış tayinim. İSTANBUL/SULTANBEYLİ/Maraşal Fevzi Çakmak İlkokulu ibaresi kırmızı kırmızı, çakı gibi esas duruştaydı. Genelde ret mânâsındaki renk, bu kadar mı güzel gözükürdü insana. Yine keskin virajı almış, sükûnete ermiştim.
Ne diyebilirim, bu kadarını hak ettim biraz da. Kavurucu yaz sıcağında tıkalı trafiğe saplanmış otobüste milletin inip alma imkânı yokken, gözlerinin içine baka baka serin serin su yudumlamaya benzeyecekti her bir arkadaşla karşılaştığımızda.
Yorumlar
Yorum Gönder